Biyo Sanat Nedir?
İlgi çekmek için var olan konseptlere yeni isimler koyup yenilikmiş gibi davranılmasına az çok alıştık, evet. Ama biyo sanat, her sanat dalı gibi tartışılabilir sınırlara sahip olsa da, 20. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmış gerçek bir sanat biçimi. Bilim ve sanatın bir araya geldiği, yaşayan bir canlının ya da canlıların kullanıldığı, bu canlıların gelişim sürecinin de sanatın bir parçası olarak değerlendirildiği tüm eserlere biyo sanat diyebiliriz.
Bu alanda birçok etik tartışma tabii ki var. Canlıların hayat kalitelerini, hatta hayatlarını riske sokan işler yapıp buna sanat diyenler çıkacaktır. Bu yazıda o konulara özellikle girmemeyi tercih ediyorum. Bunun yerine mikroorganizmalarla yapılan canlı sanat eserleri nasıl ortaya çıkıyor, hatta bunları yaşam alanlarımıza karşılıklı çıkar sağlayacak şekilde nasıl dahil ederiz, ona bakalım. Bilim ve kültürün kesişimini merak ediyorsanız diğer yazılarımıza da mutlaka göz atın.
Bakterilerle Sanat ve Agar Sanatı

Bakterilerle sanat, ya da agar sanatı, biyo sanatın en popüler dallarından biri. American Society for Microbiology (ASM) her sene bu alanda yarışma bile düzenliyor. Petri kap tuval, mikroorganizmalar da boya oluyor; ortaya çıkan işler ise bazen inanması güç güzellikte.
Agar Nedir?
Agar, deniz yosunu türlerinden elde edilen doğal bir jel maddesidir. Kendisi canlı değildir, ama mikroorganizmaları ve mantarları büyütmek için mükemmel bir zemin işlevi görür. Bazı yemek yapımlarında da kullanılabilir ama o bambaşka bir konu tabii.
Bilim insanları agar kullandıklarında bu zemini “besiyeri” ya da “besi ortamı” diye adlandırıyor. Agar ilk başta sıvıdır, soğuduğunda katılaşır. Katılaşan agar üzerine renklendirilen mikroorganizmalar eklenir ve birkaç gün büyümeleri, yani sanatın ortaya çıkması için beklenir.
ASM 2019 yarışmasından bazı örneklerle agar sanatıyla tanışın:





Yaşayan Heykeller
Biyo sanatın bir başka çarpıcı dalı da heykeller. Bu heykellerin bazıları için mantarlar kullanılıyor, ama birçoğu mikrobiyolojik yaşama elverişli yüzeyler üzerinde canlıların büyümesiyle oluşturuluyor. Sonuç, hem biyolojik hem de estetik açıdan gerçekten etkileyici.
Bu alandaki ünlü projelerden biri, ecoLogicStudio‘nun mikrobik yaşama açık dijital biyo heykeli. Bir projelerinde “Yaşam” kavramını dijital destekli yeni bir biçime çeviriyorlar. Sanat dünyasındaki farklı akımlara meraklıysanız bu yazıyı da kaçırmayın.
Bu proje, canlı organizmalarla “işbirliği” içinde geliştirilmiş. Dünya üzerindeki en eski organizmalar arasında yer alan siyanobakterilerin eşsiz biyolojik zekası, bu projede yeni bir biyo-dijital heykel biçiminin parçası olarak bir araya getirilmiş. Biyo sanat ile teknolojinin bu kadar iç içe geçebileceğini tahmin etmek bile kolay değildi.
Heykelde kullanılan fotosentetik siyanobakteriler, sistemin biyolojik zeka birimlerini oluşturan bireysel üçgen hücrelere yani biyo-piksellere, biyojel ortamında aşılanıyor. Fotosentezle çalışan metabolizmaları güneş enerjisini oksijene ve biyokütleye dönüştürüyor, kısacası büyüyorlar. Heykel, tam anlamıyla nefes alıyor.
Biyo Sanat Dalları
Tabii ki biyo sanat, sadece bakterilerle sanat ya da yaşayan heykeller değil. Biyoloji, genetik mühendislik, biyoteknoloji ve yaşam bilimleri gibi alanların tamamıyla sanatın kesişimini temsil ediyor. Canlı organizmalar veya biyolojik materyallerle üretilen tüm eserler bu çatı altında değerlendirilebilir.
Biyo sanatın alt dallarına bakıldığında şu başlıklar öne çıkıyor:
- Agar sanatı: Petri kaplarında bakteri ve mikroorganizmalarla yapılan görsel eserler.
- Yaşayan heykel: Mantar, alg veya siyanobakteri gibi organizmaların büyümesiyle şekillenen üç boyutlu yapılar.
- Biyo mimari: Canlı materyallerin mimari tasarımla birleştirildiği, işlevsel ve estetik yapılar.
- Genetik sanat: DNA ve gen mühendisliği tekniklerinin sanatsal amaçlarla kullanıldığı eserler.
Henüz emekleme aşamasında olan bu biyo sanat dalının geleceği şekillendirebilecek potansiyelini heyecanla takip ediyoruz. Yapay zeka ile mikrobiyolojinin buluştuğu bu alanda canlı organizmalardan oluşturulan araçlarla hayatımızın nasıl kolaylaşacağını düşünmek bile başlı başına ilham verici. Teknoloji ve geleceğe dair yazılarımızı da merak ediyorsanız bir göz atın.
Biyo mimari eserleri incelediğinizde, bu sanat dalının gelecekte bizi nelerin beklediğini çok daha net anlayabilirsiniz. Bu alandaki gelişmelerin hayatımıza birçok farklı yolla dokunacağına eminim, siz ne dersiniz?


