Procrastination Nedir?
Selam, bugün bir yazı yazmak istiyordum. Ama nedense yazı yazmaya başlamadan önce çok farklı şeyler yaptım; kendimle ve evimle ilgili bir sürü gereksiz iş. Bu veya benzeri herhangi bir olay mutlaka başınızdan geçmiştir. İşte bu davranışın adı: procrastination nedir diye sorarsanız, Türkçeye yapılacakları erteleme olarak çevrilir.
Sınavı olan öğrenciler çok iyi bilir: ders çalışmadan önce o 3 aydır toplanmayan oda aniden pırıl pırıl yapılır. Kitaplar alfabetik olarak düzenlenir. Bunlar bittikten sonra, sınava 2 saat kala ders çalışmaya başlar sevgili öğrenci. İşte tam olarak buna procrastination diyoruz.
Procrastination, yani yapacağımız işleri erteleme durumu, sanırım birçoğumuzda bulunmaktadır. Aşağıdaki video bu konuyu o kadar güzel anlatıyor ki, izlerken mutlaka “evet, ben de yapıyorum” diyeceksiniz:
Tembellik mi, Erteleme mi?
Peki bu erteleme işini neden yapıyoruz? Sadece tembel olduğumuz için mi? Aslında işin içine biraz daha girince çok daha ilginç bir tablo çıkıyor karşımıza. Araştırmacılar, procrastination‘ın tembellikle aynı şey olmadığını söylüyor.
Tembellik, bir şey yapmak istememe ve tamamen pasif kalma hali. Ama procrastination tam tersi: aslında sürekli bir şeyler yapıyorsunuz. Odayı topluyorsunuz, müzik listesi hazırlıyorsunuz, kahve demliyorsunuz, belki bile bile bulaşıkları yıkıyorsunuz. Yani enerjiniz var, hareketlisiniz; sadece o asıl işi yapmıyorsunuz. Bu ince ama çok önemli bir fark. Amerikan Psikoloji Derneği‘nin konuya ilişkin araştırmaları da bunu destekliyor.
Neden Erteliyoruz?
Bunun temelinde genellikle o işe karşı duyulan bir kaygı ya da o işin çok bunaltıcı, zor veya sıkıcı görünmesi yatıyor. Beyin, kısa vadeli rahatlığı uzun vadeli kazanıma tercih ediyor. Şu an oda toplamak, sınava hazırlanmaktan çok daha az stresli geldiği için beyin o yola gidiyor.

İnsan psikolojisi açısından bakınca aslında oldukça mantıklı bir savunma mekanizması bu. Ama tabii ki sonuçları pek de iç açıcı olmuyor çoğu zaman. Psikoloji ve davranış üzerine daha fazla yazı merak ediyorsanız, siteye göz atabilirsiniz.
Tanıdık geliyor değil mi? Kaç kere “bunu yarın yaparım” dediniz ve o yarın bir türlü gelmedi. Mesela bir diyet kararı: “Pazartesiden itibaren başlıyorum” klasiği. Ya da o okunmayı bekleyen kitap yığını. Ya da aylardır tamir ettirmeyi düşündüğünüz o bozuk musluk. Procrastination, sadece öğrencilerin ya da çalışanların sorunu değil; hayatın her alanına sızan, herkese dokunan evrensel bir durum.
Zeigarnik Etkisi: Kafadan Gitmeyen İşler
Bir de şöyle bir şey var: ertelediğimiz işler genellikle kafamızdan gitmiyor. O yazıyı yazmadığınızı, o formu doldurmadığınızı, o telefonu açmadığınızı sürekli aklınızın bir köşesinde tutuyorsunuz. Psikolojide buna “Zeigarnik Etkisi” deniyor.
Tamamlanmamış işler, zihnimizde tamamlanmış işlere kıyasla çok daha uzun süre yer kaplıyor. Yani aslında erteleyerek rahatlamak bir yanılsama. Kafanızdaki o arka plan gürültüsü sizi düşündüğünüzden çok daha fazla yoruyor. Beyin ve bilim konularındaki yazılarımıza da bakabilirsiniz.
Teknoloji Ertelemeyi Kolaylaştırdı
Teknoloji de bu işi epey kolaylaştırdı tabii. Eskiden ertelemek için çok yaratıcı olmak gerekiyordu. Şimdi elinizin altında sonsuz bir sosyal medya akışı, binlerce dizi bölümü ve her an gelen bildirimler var.
Bir işe oturmadan önce “şu bildirime bir bakayım” dersiniz, sonra bakarsınız, 45 dakika geçmiş. Bu kadar kolay bir kaçış yolu varken odaklanmak gerçekten çok daha zor hale geliyor. Psychology Today‘e göre dijital çağda procrastination oranları giderek artıyor.
Peki Ne Yapmalı? 5 Dakika Kuralı
Uzmanlar, büyük ve korkutucu görünen işleri küçük parçalara bölmeyi öneriyor. “Tez yazacağım” yerine “bugün sadece giriş bölümünün ilk paragrafını yazacağım” demek çok daha az ürkütücü geliyor beyne.
Bir de kendinizi o işin ilk 5 dakikasını yapmaya ikna etmeye çalışın. Çoğu zaman başlamak, en zor kısım. Bir kez başladınız mı, devam etmek genellikle kendiliğinden geliyor. Buna “5 Dakika Kuralı” diyenler de var. Procrastination nedir sorusunun cevabını buldunuz, şimdi küçük adımlarla başlamak kalıyor.
Kendinize Çok Sert Olmayın
Ama şunu da söylemek lazım: kendinize çok sert olmayın bu konuda. Procrastination yapıyor olmak sizi kötü, başarısız ya da tembel bir insan yapmaz. Bu, neredeyse her insanın az ya da çok yaşadığı bir şey.
Önemli olan bu döngünün farkına varmak ve yavaş yavaş küçük adımlarla değiştirmeye çalışmak. Kendini suçlamak ise çoğu zaman o kaygıyı daha da artırıp sizi daha fazla ertelemeye itiyor. Yani biraz şefkatle yaklaşmak, hem kendinize hem de o yapılacaklar listenize iyi geliyor.
Videodaki gibi bu konuyu mizahi bir gözle ele almak da aslında çok sağlıklı. Sonuçta hepimiz o “sınava 2 saat kala ders çalışmaya başlayan” öğrenciyi ya başkasında gördük ya da bizzat kendimiz olduk. Gülüp geçmek güzel, ama bir yandan da “tamam, artık biraz farklı deneyelim” demek daha da güzel.

